some_text

Gürtuna: “Şehirlerin ruhuna saygı duyun”

19 December 2013 -
71ec990459684c9d8b12128af824de96

17.12.2013, Belediyedeniz.com

Eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ali Müfit Gürtuna belediye başkan adaylarına önce kendilerini, sonra rakiplerini iyi analiz etmeleri gerektiğini söyledi. Seçim süreci sonrasında Belediye Başkanı olacak adaylara ise ” Hizmetlerinizi gerçekleştirirken şehirlerin ruhuna saygı duyun” şeklinde seslendi.

Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna bir metropolü yönetmenin verdiği tecrübeyle belediye başkan adaylarına bazı önerilerde bulundu. Gürtuna, belediye başkan adaylarına seçim öncesi nasıl davranmaları gerektiğini ve seçim sonrasında nasıl bir yönetim politikası izleyecekleri hakkında bilgiler verdi. Gürtuna bunu yaparken, kendi dönemine de değinmiş oldu. Gürtuna ile bu süreçte izlediği politikaları, kendisinin seçimi nasıl kazandığını, bugün yapılması ve yapılmaması gerekenleri, kentleri ve İstanbul’u konuştuk.

Ali Müfit Gürtuna belediye başkanlığı görevinden sonra neler yapıyor?

Her zaman siyasetin içindeydim ve hala öyleyim. Fikri faaliyetlerimiz devam ediyor. Bunun yanında ticari faaliyetlerimizi de sürdürüyoruz. Uluslararası alanda hizmet veren gayrimenkul, inşaat ve otomotiv şirketinin yöneticisiyim.

Eski bir belediye başkanı olarak, seçime sayılı günler kala Belediye Başkan Adaylarının yürütecekleri propaganda faaliyetleri hakkında neler tavsiye edersiniz?

Propaganda faaliyetlerinin içeriği bölgeden bölgeye değişecektir. Faaliyetleriniz hangi bölgeden aday olduğunuza bağlı. Propaganda faaliyetlerinde küçük ilçelerde göz teması ve yüz yüze ilişki önemlidir. fakat nüfus arttıkça, kamuya yönelik mecraları kullanmak daha çok öne çıkar. Özellikle metropol illerin adayları, kitlesel mecraları iyi değerlendirmeli. Fakat bunu yaparken basit ve yüzeysel sloganlar atılmamalı. Söylenen sloganlar güven vermeli. Sloganlar belirlenirken, şehir yönetimini bir bütün olarak algılanması gerekiyor. Seçim sürecinde genel fikirler kristalize edilip sunulmalı. Bir filozof gibi fikirleriniz olabilir ve bir proje uzmanı olabilirsiniz fakat bunu her kesimden ve her yaştan insanın anlayabileceği şekilde anlatılması gerekiyor. Bunun yanında güven veren bir imaj oluşturmak en önemli meseledir. Aday, kendi güçlü veya zayıf taraflarını iyi analiz etmeli. Güçlü taraflarını öne çıkarıp, zayıf kaldığı tarafları nasıl telafi edeceğini tespit etmeli. Aday, sadece kendisini değil; rakibini de iyi tanımalı ve doğru tespitler yapmalı.

Bizim Stratejimiz; Rakip Partilerin Oylarını Eşitlemekti

Siz seçimlere nasıl hazırlanmıştınız?

Biz, kendi dönemimizde net bir şekilde vizyonumuzu ortaya koyduk. Rakiplerimizin pozisyonlarını da iyi analiz ettik. Sürekli anketlerle sonuçları takip ettik. Her hafta seçim stratejilerimizi esnettik. Seçim stratejisinin belirlenmesi ve duruma göre esnetilmesi aday için çok önemli. Strateji ve adayın hamleleri sonuca gitmeyi etkiler. Stratejinin içerisinde her şey var. İlişkiler sistematiği, mali doku… O zamanlar, benim rakiplerim DSP ve CHP’nin gösterdiği adaylardı. Çok sıcak bir yarıştı ve oylar birbirine çok yakındı. DSP ve CHP’nin seçmen kitlesi birbirine yakındı. Seçmen sadece bir partiye odaklanmamalı, oylar bir noktada toplanmamalıydı. Yaptığımız araştırmalarla DSP’nin adayı daha çok öne çıkıyordu. Ama CHP’nin de oyları düşük sayılmazdı. CHP ile DSP’nin oyları birbirine yaklaşmalıydı. Biz beyanatlarımızla ana rakibimizin CHP adayı olduğunu ifade ettik. Bu stratejiyle CHP’nin oyları yüzde 9′dan yüzde 14′e çıktı ana rakibimiz DSP’nin oyları ise yüzde 25′ ten, yüzde 19′a düştü. Bu basit fakat etkili bir stratejiydi. Bir diğer güçlü rakibimiz Anavatan Partisi adayıydı. Geçmişte Anavatan Partisi’yle çalışmamız ve o tabana hitap edecek stratejiler belirlememiz bizim açımızdan pozitif bir hal aldı. Bunlar dışında asıl seçimi kazanmamızın sebebi, vizyonumuzu net bir şekilde ortaya koymamız oldu.

“İnsan Deposu Olmak Şehirleri Yıpratır”

Seçimlerden sonra nasıl bir yönetim stratejisi belirlediniz?

Yaptığımız araştırmalar Dünya Belediyeciliğinin 2025 yılında yeni bir aşamaya geçeceği yönündeydi ve biz önümüzdeki 25 yılı planlamıştık. Kendimize sorduğumuz ilk soru, “Nasıl bir İstanbul görmek istiyoruz?” oldu. Dünya kültür şehri bir İstanbul görmek istedik. İstanbul öyle bir şehir olmalı ki, İstanbul’u görmek istemeli. Finans, bili, kültür, fuarlar, sanat merkezi ve diplomasi şehri olmalıydı burası. Biz yöneten bir şehir hayal ettik. Bunun alt yapısını oluşturmak için altyapı, ulaşım, çevre, iletişim ve güvenlik problemlerini ortadan kaldırmayı amaçladık. Bir şehir binadan ibaret değildir. Şehrin bir kimliği vardır ve bu kimlik binaların altında ezilmemelidir. Bunun için çevre projelerimizi geliştirirken yeşil alanlara önem verdik. Temel hedefimiz ise İstanbul’da daha fazla nüfus artışı olmaması fakat nitelik artışı olmalıydı. Mevcut nüfus kaliteli yaşam standardını yakalamalıydı. İnsan kitlelerini büyük binalara sıkıştırmak akıl işi değildir. Metropol şehirlerde su sıkıntısı olacaktır, trafik ve altyapı problemleri, güvenlik bozukluğu ortaya çıkacaktır. Nüfus aritmetik, problemler geometrik artar. O problemleri çözmenin maliyeti füze gibi fırlar. İnsan deposu olmak şehirleri yıpratır. Bu yüzden büyük bina ve plazalara ben modern gecekondular diyorum.

Peki Seçim sonrasını düşünürsek Başkanlar kentlerini nasıl yönetmeliler?

Liderlik iki türlüdür. Proaktif liderlik ve reaktif liderlik. Reaktif liderlik, zaten var olan problemleri çözme yoluna gitmektir. Proaktif liderlikse, problemin çıkacağını görüp, bu problemlerin çıkmasına izin vermemektir. Proaktif liderler, şehircilik bilimini bilir ve rastgele hareket etmezler. Atılan her adım bir öncekinin devamı, bir sonrakinin öncesi olmalıdır. Hedefler doğru belirlenmeli rastgele bir şehircilik anlayışından uzak durulmalıdır. Böyle olursa daha kısa zamanda daha verimli işler çıkar. Birinin yaptığını bir sonraki yıkıp tekrar yapmaz. Benim belediye başkan adaylarına en faydalı tavsiyem; bir kenti yönetirken o kentin ruhunu unutmamaları yönünde olacaktır. Bir kente hizmet etmek, onun ruhuna saygı duymaktır. Her yere gökdelenlerin dikilmesi, hayatı zorlaştırdığı gibi bir kentin kimliğini de bozar. Para kazanabilmek adına imar izni verilen yerler, sonraki süreçlerde çok daha fazla problemler ve masraf çıkaracaktır.

“Seçimler Kazanmaktan İbaret Değildir”

Şuan inşaat sektörüyle uğraşıyorsunuz. Modern gecekondu dediğiniz plazalar inşa ettiniz mi?
Hayır. Daha düşük katlı konutları tercih ediyoruz ve daha çok faaliyetlerimizi yurtdışında yürütüyoruz.

Son olarak belediye başkan adaylarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Kazanmak sadece seçim kazanmaktan ibaret değildir. İnandığınız değerler adına bir vizyon oluşturur, ve buna önce kendinizi, sonra hedef kitlenizi inandırabilirseniz sonuçlar güzel olacaktır. Tüm aday arkadaşlarımı tebrik ediyor ve başarılar diliyorum.

{\rtf1\ansi\ansicpg1252 {\fonttbl\f0\fnil\fcharset0 ArialMT;} {\colortbl;\red255\green255\blue255;\red51\green51\blue51;\red255\green255\blue255;} \deftab720 \pard\pardeftab720\sl360\partightenfactor0 \f0\fs26 \cf2 \cb3 \expnd0\expndtw0\kerning0 \outl0\strokewidth0 \strokec2 }