some_text

Yeni yasa tasarısı ateşle oyun gibi

18 March 2011 -

Murat Yetkin
Radikal

Gazetecileri davadan koruma gerekçesiyle Meclis`e getirilen yasa tasarısıyla özel hayatın mahremiyeti rafa kaldırılıyor.

Ergenekon, Balyoz ve benzeri davaların iddianamelerini, daha iddianameler yazılmadan, hatta iddianamelerde yer almadığı halde yazan meslektaşlarımız aleyhine ceza davalarına maruz kaldı.

Bu yayınlar sayesinde Türkiye bilmediği bazı gerçekleri öğrendi doğrusu, ama savcıların iddia-namelere dahi almadığı, davalarla ilgili olmayan ve bir kısmının gerçekdışı olduğu sonradan anlaşılan pek çok iddia ve iftira da bu süreçte gerçekmiş gibi topluma sunuldu. Bu tür iddia ve iftiralarla pek çok insanın hayatı karardı, en hafifinden (dava konusu edilmese de) özel hayatları ihlal ve ifşa edildi, hedef haline geldiler.

Meslektaşlarımıza, daha çok da Ergenekon soruşturmalarını yürüten savcılar ve polisler arasında iyi haber kaynakları mevcut meslektaşlarımıza açılan bu davalar, bir yandan gazeteciler aleyhine açılan davalar sınıfına girdiği için hükümetin bu ko-nudaki rahatsızlığını arttırır oldu. (AB bakanı Egemen Bağış’ın ABD seyahati basın özgürlüğü alanında hükümet üzerindeki baskıyı almayı amaçlıyor; tam da CHP heyeti Vaşington’a gitmeden önce düzenlenmesi dikkat çekiyor. Dışişleri’nin saygın büyükelçilerine 12 Eylül döneminde Türk diplomatların yapmak zorunda bırakıldıkları savunmaları hatırlatan ‘Bir şey yok, her şey yolunda, özgürlükler geniş’ mektupları yazdırılması, belki ileride şimdi olduğundan daha çok konuşulacak.)
Bu rahatsızlığa ek olarak, belki meslektaşlarımızın yeni davalara muhatap olmamak için kendile-rine (zaman zaman ‘Sen yaz, biz yalanlayacağız, ama yazılması lazım’ çarpık anlayışıyla) sızdırılanları yazmakta eskisi kadar rahat hissetmemeleri de rol oynamıştı. Hükümet bu atmosfer içinde, tam da gazeteci milleti en son Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmalarına itirazlarını sokağa çıkarak vermeye başlamışken, ABD ve AB’den tepkiler gelmeye başlamışken, gazetecilere geniş özgürlükler getireceği iddiasıyla hazırladığı Türk Ceza Yasası değişiklik tasarısını Meclis’e sundu.

Yasanın bir gazetecilere dava açmayı zorlaştıran yönü var; bu yönü olumlu. Ancak olumsuz yönü var.
Tasarıda, şu anda suç kabul edilen, hukuk dışı yollardan elde edilen bilgi ve kayıtların ifşa edildikten sonra haber yapılması suç olmaktan çıkarılıyor. Bu ilk bakışta, kamuoyunun haber alma özgürlüğünün, habercinin de ifade özgürlüğünün genişliyor olması şeklinde algılanıyor. Madalyonun diğer yüzü ise, adeta iki yanı keskin bir kılıç gibi, günün birinde kullananı da kesebilecek özellikte. Böylelikle herkes hakkında, her türlü hukuk dışı bilgi toplamak ve bunları yasal koruma olmadan yaymak ve bu bilgiler yanlış çıksa bile hesap vermek zorunda olmamak mümkün.

Örneğin, günümüzün teknik imkânları çerçevesinde, herhangi bir kişi yurtdışından değişken ve gizlenebilen IP numaralı birkaç internet sitesi açıp, burada yasa dışı yollardan çeşitli kişiler, kurumlar aleyhine toplanmış bilgileri, kurgulanmış iftiralar olsa dahi ‘ifşa’ ettiği takdirde, gazetecinin herhangi bir doğrulama zorunluluğu hissetmeden bunu gerçeğin ta kendisi olarak haberleştirmesi, hedef olan kişi ve kurumları kanun karşısında korumasız bırakıyor.

Tasarıda şöyle bir ifade de var örneğin: ‘Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin, haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılması suç oluşturmaz.’ Okurken göze hoş geliyor. Peki, ‘haber sınırı aşmadığının’ ölçüsünü kim belirleyecek. Örneğin savcı iddiada bulunurken kimler hakkında kimin haber yaptığına göre mi ‘haber sınırının aşıldığını’ iddia edecek?

Belki tasarının sahipleri, tam da seçime giderken, siyasi rakipleri üzerinde bu kanalla bir baskı kurmayı amaçlıyor olabilir. Hafta sonu da çalışıp seçim öncesi Meclis’ten geçirme acelesi bunu gösteriyor. Bu yanlış. Eğer gerçekten habercilerin ifade özgürlüğü genişletilmek isteniyorsa, bu tür siyasi havanın değişkenliğine bağlı hükümler tasarıdan ayıklanmalı. Çünkü yarın hava döner, bugün birilerinin hedefte olmasından memnuniyet duyanları hedefe koyuverir.

Deniz Baykal’ın bu aralar maruz kaldığı durumda yarın başkaları kendilerini bulabilir. Ama o zaman, Baykal’a bugün bir şekilde koruma veren yasalar da ortadan kaldırılmış olacak. Bu ateşle oynamak değilse nedir?

18 Mart 2011

{\rtf1\ansi\ansicpg1252 {\fonttbl\f0\fnil\fcharset0 ArialMT;} {\colortbl;\red255\green255\blue255;\red51\green51\blue51;\red255\green255\blue255;} \deftab720 \pard\pardeftab720\sl360\partightenfactor0 \f0\fs26 \cf2 \cb3 \expnd0\expndtw0\kerning0 \outl0\strokewidth0 \strokec2 }