some_text

Konvansiyonel iletişim çağının kapanması

04 December 2010 -

Wikileaks internet sitesinin ABD Dışişleri Bakanlığı`nın kendi büyükelçilikleriyle yaptığı gizli yazışmaları ele geçirip yayınlaması, konvansiyonel iletişim çağının kapandığını simgeleyen yeni bir olaydır. Konu, diplomatik skandal başlığından önce bilgi çağının boyutları bakımından değerlendirilmelidir.

İnternet, sayısı artan mecralarıyla yeni dünyanın yeni iletişim ve medya aracı haline gelmesinin keyfini çıkarıyor adeta. Geleneksel medya sistemini ve düzenini kökünden sarsan gelişmelerle dünyamızda pek çok kavramın ve konseptin değişmek zorunda kalacağını tahmin etmek zor değildir.

Bilgiye erişim hızlanıyor, ama o oranda da bilginin güvenilirliği azalıyor, denetim ihtiyacı artıyor. Yine bilgiye erişim hızıyla eşzamanlı ve aynı oranda bilginin eskimesiyle karşı karşıyayız. Sanayi çağı başladığında palet üretimin hızının insan hayatında nelere yolaçacağına dair varsayımlar bugünkü hız karşısında bizi tebessüm ettirebilir.

Wikileaks`in ABD Dışişleri Bakanlığı`nın çok mahrem ve gizli yazışmalarını açıklamasının internet mecrasının gücünü küçümseyenlere söyleyecek çok sözü var. Bu gelişmenin yükselttiği çıta nedeniyle eski güvenlik anlayışı, bilginin mahremiyeti ve devlet sırrı asla eski halleriyle kalamayacaktır.

Wikileaks internet sitesinin ABD hükümetine ait yüksek seviyeli gizli yazışma ve bilgileri tüm dünyanın öğrenmesini sağlaması, Batı dünyasının coğrafi keşifleri kadar sarsıcı ve dönüştürücü bir etkiye neden olacaktır.

ABD`nin Ankara sefirinin Washington`a gönderdiği notlar, öyle görünüyor ki hükümet ile Obama yönetimi arasında krize neden olmayacak. Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile Amerikan Dışişleri Bakanı Clinton, kendi aralarında sorunu çözmüş gözüküyorlar. Bu şüphesiz iyi bir gelişmedir, fakat sözkonusu bilgi notlarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül`ün “tuzağa düşmeyelim” uyarısı da kuşkulandırıcıdır.

Wikileaks`in bilgi ve belge sızdırması olayı bir önemli meseleyi daha gündemimize getirmelidir. Dışpolitika, halkın tamamen bilgisi dışında ve milli iradenin gözetiminden azade oluşturulup icra edilebilir mi?

Bu önemli bir sorudur.

İç siyaset oluşturulurken toplum kesimleriyle ve temsilcileriyle istişareler yapılmasına bu kadar önem verilirken dışpolitika oluşturulurken neden aynı hassasiyet gösterilmez? Dışpolitika neden toplumdan soyutlanmış özerk bir alanmış gibi kabul edilir?

Eğer devletler, çok zorunlu olmadıkça dışpolitikalarını halklarından kaçırmaya devam ederlerse her zaman Wikileaks sızıntısı gibi durumlarla karşılaşacaklar demektir. Bu, muhtemelen hükümetler için de iyi bir ders olmuştur. Bundan böyle toplumların kendi ülkelerinin dışpolitika yapımına daha fazla katılmaları da yeni dünyanın ilginç gelişmelerinden olabilir.

{\rtf1\ansi\ansicpg1252 {\fonttbl\f0\fnil\fcharset0 ArialMT;} {\colortbl;\red255\green255\blue255;\red51\green51\blue51;\red255\green255\blue255;} \deftab720 \pard\pardeftab720\sl360\partightenfactor0 \f0\fs26 \cf2 \cb3 \expnd0\expndtw0\kerning0 \outl0\strokewidth0 \strokec2 }