some_text

Turkuaz Hareket Liderinin öğrencilerle buluşması

19 November 2007 -

TURKUAZ HAREKET LİDERİ ALİ MÜFİT GÜRTUNA, BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ SİYASET OKULU`NDA “YENİ SİYASET VE LİDERLİK” KONULU KONFERANS VERDİ

Turkuaz Hareket Lideri Ali Müfit GÜRTUNA önceki gün Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Okulu`nda “Yeni siyaset ve Liderlik” konulu bir konferans verdi.

Bahçeşehir Üniversitesi öğrencilerinin yanı sıra çok sayıda konuğun katıldığı konferansta GÜRTUNA sözlerine; kendi siyaset anlayışının “bilgiye dayalı siyaset” olması sebebiyle, siyaset okulunu son derece önemsediklerini belirterek başladı.

“Siyaset olmazsa olmaz bir iştir. Herkesin siyasetle ilgilenmesi gerekir. Siyaset bir milleti, bir toplumu yönetmenin ilim ve sanatıdır” diyen Gürtuna sözlerine şöyle devam etti:

Eski siyaset nedir?
Çağa ayak uyduramamış siyaset eski siyasettir. Problem üretip çözüyor gibi yapmak liderlik değildir. Uzlaştırmayan-çatıştıran, değer odaklı değil-çıkar odaklı, barış değil-kavga üreten, bilgi altyapısı olmayan, kutuplaşma yaratan ve slogana dayanan siyaset eskimiş siyasettir.

Sonuçsuz siyaset, Türkiye`nin var olan enerjisini yok ediyor. Kavga, Türkiye`nin etnik, moral değerlerini yutuyor. Bu yüzden hep patinaj yapıyoruz. Patinaj yapan Türkiye, güç ve güven kaybediyor, umutlarını kaybediyor. Türkiye üzerinden hesap yapanları ise bu durum yüreklendiriyor.
Türkiye, uygarlıkların oluştuğu fay hattının üzerindedir. Hal böyle olunca sarsılmaması mümkün değildir. Bu yüzden de çok güçlü siyasetçilere ihtiyacımız vardır. Türkiye önemli bir değişim süreci yaşamaktadır. Bu değişim süreci içerisinde dünya bilgi çağı dediğimiz süreçtedir. 2050 vizyonunu ortaya koyarak bilgi çağını planlamak istersek, içinde bulunduğumuz şartlarda Türkiye`nin bu plan içerisinde yeri olamayacaktır. Türkiye bilgiyi taklit edip kullanan ülkeler arasında bile değildir.

Acilen şartlarımızı değiştirip bilgi toplumu vizyonuna göre stratejik hedefler belirlemeliyiz.
Bu bağlamda enerji, gıda, ticaret koridorlarının kontrolünde etkili olmalıyız. Diğer yandan; Batı kapitalizmi ile doğu kapitalizminin çatışması süreci ne yazık ki çok kanlı geçecektir. 21. yy tasavvur edilen ve özlemini çektiğimiz barış ikliminin çok ötesindedir. Sıkıntılar Türkiye`yi giderek daha fazla sarmaktadır. Böylesi bir süreçte ise Türkiye`nin çok iyi yönetilmesi ihtiyacı vardır. Klasik konvansiyonel yöntemlerle ülke yönetimi modeli artık eskimiştir.

Hızlı koşmak gerekiyor

Yeni siyasi süreçte anahtar sözcük “Yönetmek” dir. Süreci yönetebilirseniz varsınızdır. Yeni siyaset mantalitesi kavrayıcı ve kapsayıcı olmalıdır. Bilgi çağının yakalanabilmesi, bilgi toplumu olmakla mümkündür. İşte bu yüzden biz siyasetimizin odağına “bilgi”yi aldık. Siyasette 3 B istiyoruz. “Barış-Birlik-Bilgi”.

Birey-toplum-devlet üçgeninde barışın sağlanması temel hedef olmalıdır. Acımasız siyasi yapı içinde “birlik” konusunu çok önemsiyoruz. Birlikten doğacak olan kuvvetle üretilecek bilgi toplumunun niteliği ise; dinamik, vizyonu olan, problem çözen değerler toplumu olmalıdır. 2050 projeksiyonu bu çerçevede ülkenin önüne konmalıdır.

Yeni siyaset anlayışının temel vizyonu

“Yöneten Türkiye”dir. Bunun için de, liderlik üreten kadrolara ihtiyaç vardır. Temel yaklaşım “Güçlü Devlet”tir. Bu, ceberut bir devlet anlayışı değildir. Devlet topluma hizmet edendir, halkına numara çeken değil!

Biz bireye saygıyı esas kabul ediyoruz. Bugünkü anlayışla vatandaşın özgürlük ile güvenlik arasında tercih yapma durumunda bırakılması doğru değildir. Devlet özgürlükleri koruyacak ve güvenliği sağlayacak. Sistem bu olmalıdır. Özgürlüklerin kısıtlanması ancak 3 konuda olmalıdır:

İnsanımızın hastalık, fakirlik, eğitimsizlik özgürlüğü olmamalıdır. Bizim gencimiz, benim insanım eğitimsiz, fakir ve hasta olmamalıdır. Türkiye`nin yeni şehir vizyonu olmalıdır. Ayrıca; Merkezi yönetimler, yerel yönetim anlayışı ve kent vizyonuna sahip olmalıdır. 20. yüzyılda şehirlerin kalabalıklaşma süreci yaşandı, ancak sağlıklı şehirleşme olamadı. Bu süreç iyi yönetilemedi. Türkiye yanlış bir süreç yaşadı.

21.yy ise, kentlerin yarışmasına sahne olacaktır. Şehirleşmeyi geleceğe kentlilik bilinci ile taşımalıyız. Kentlerimiz ne yazık ki savunmasız kaldı. İstanbul, maalesef içimizdekilerin istilasını yaşıyor. Şehirde boş alan kalmadı. Yağma kültürü düşman kabul edilmelidir ve önce içimizdeki düşmanı ıslah etmeliyiz.

Demokrasinin ana aşaması yerelleşme ve sivilleşmedir. Gerçek demokrasinin sahibi halkımızdır.

Demokrasi kültürümüzün sağlığı açısından yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacımız vardır.

Birey-toplum-devlet ilk mutabakat alanımızdır. Sonrası ise çevre ile olan mutabakattır.

Turkuaz Hareket Lideri konuşmasında dış politikaya da değinerek; Küresel saygınlığa ihtiyacımız olduğunu vurguladı.

“Türkiye`nin söyledikleri dünya için önemli olmalıdır. Bizim kültürel coğrafyamız Atlas Okyanusundan Pasifik`e kadardır” diyen Gürtuna, gençlere sorumluluk yüklediğini de şu sözlerle ifade etti:

“Gençlere sorumluluk yüklüyorum: Türkiye coğrafi yapısı ve tarihi misyonuyla kanat ülke olmaya layık değildir. Merkez ülke olmalıdır. Bölgenin lideri olmalıdır. Söz ve karar sahibi olmalıdır. Gençler! Simurg biziz! Ülkemizi 1. lige taşımalıyız.”

Gürtuna konuşmasında ayrıca ülke ekonomisi ile ilgili de uyarılarda bulunarak;”Ekonomide Türkiye`ye biçilen rol “üretme, tüket” rolüdür. Türkiye her yıl 60 milyar dolar dan fazla dış ticaret açığı veriyor. Bu, fazla dış borç demektir. Türkiye`yi kumar masasına çevirdiler. Ülkemiz faiz, savunma, eskimiş teknoloji ve ithalat harcamaları ile ütülüyor, soyuluyor. Acilen aktif üretim seferberliği başlatılmalıdır. Siyasi inovasyon hareketinin hemen başlaması gerekiyor. Arkasından ekonomik inovasyon hamlesi. Ülkemize sahip çıkalım” dedi.

Konferans, öğrencilerin Turkuaz Hareket`in vizyonel yapısı ile ilgili sorularının cevaplanması ile sona erdi.

19 Kasım 2007

{\rtf1\ansi\ansicpg1252 {\fonttbl\f0\fnil\fcharset0 ArialMT;} {\colortbl;\red255\green255\blue255;\red51\green51\blue51;\red255\green255\blue255;} \deftab720 \pard\pardeftab720\sl360\partightenfactor0 \f0\fs26 \cf2 \cb3 \expnd0\expndtw0\kerning0 \outl0\strokewidth0 \strokec2 }