some_text

Yüksek siyasetin ufkuna olan ihtiyacımız

29 November 2010 -

NATO`nun 23-24 Kasım tarihlerinde Lizbon`da düzenlediği yeni stratejik konsept toplantısı dünyanın ve bölgemizin yeni bir evreye girdiğine işaret ediyor. Hükümetin ısrarla önemini küçültmeye çalışmasına rağmen Lizbon toplantılarının ana gündem maddesi füze savunma sistemi oldu. Füze savunma sistemi, NATO`nun yeniden iki kutuplu dünya teorisine dönüşünün temellerini atabilir.

Dünya, 1989`da soğuk savaşın sona ermesinin ardından bir kez daha soğuk savaş şartlarına sürüklenebilir.

Hükümetin bu temel sorunu tartışmaya açarak NATO toplantısında yeralması gerekirdi, Türkiye`de siyasetin bu meseleyi bu boyutuyla tartışması icap ederdi. Nitekim Dışişleri Bakanı, Lizbon toplantılarının öncesinde yeni bir soğuk savaşa neden olacak şartların ortaya çıkması tehlikesine işaret etmişti. Eğer yeni bir soğuk savaş başlarsa Türkiye`nin yeniden kanat ve cephe ülkesi olarak konumlandırılmak isteneceğinden sözetmişti. Fakat hükümet nedense bu eleştirilerini terketti ve Lizbon toplantısının hemen ardından tam bir diplomatik başarı elde edildiğini dile getirmeye başladı.

Siyasetimizin temel sorunu budur. Bir mesele, kendi önemi ve Türkiye açısından anlamı bakımından değil, siyasi rekabet açısından değerlendirilmektedir. Bütün önemine rağmen NATO toplantısının da aynı bakış açısıyla ele alındığını gözlemliyoruz.

Dünya, henüz ağır finans krizinin etkisinden çıkamadan kur savaşları, ABD`nin para basma riski, ticaretin daralmaya devam etmesi, işsizliğin artması ve diğer sebeplerle yeni bir kriz dalgasıyla karşı karşıyadır. Tam da böyle bir zamanda NATO`nun yeni stratejik konseptinin Rusya ve İran başta olmak üzere, Çin ve Kuzey Kore tarafından, hatta genel olarak Doğu ve Ortadoğu bölgesinde endişeyle karşılanması dünyamızı bir kez daha gerilimli günlerin beklediğini gösteriyor. Bu gerilimin sıcak çatışmaya dönüşme riski ise hiç küçümsenecek gibi değildir.

Bu şartlarda, çeşitli uzmanların ve politikacıların da haklı olarak dikkat çektikleri gibi yeni bir soğuk savaşta Türkiye`nin bir kez daha kanat ülke veya cephe ülkesi olması, hükümetin bugüne kadarki iddialarından tamamen vazgeçtiği anlamına gelecektir. Türkiye`yi dışpolitikada merkez ülke yaptığını öne süren iktidar, bu durumu koruyabilmek için ülkemizin kanat ülke seviyesine gerilemesinin mutlaka önüne geçmelidir.

Türkiye, gerilimin cephe ülkesi değil, aksine gerilimleri yatıştıracak, barış ve adaletin tesisini kolaylaştıracak kabiliyette bir güçtür. Türkiye`nin bu kapasitesinin kullanılması gerekmektedir.

Ancak üzülerek belirtmek zorundayız ki, 12 Eylül`deki anayasa referandumunda net biçimde ortaya çıkan toplumsal bölünme Türkiye`nin her konuda olduğu gibi dışpolitikada da etkin ve kalıcı roller oynamasının önündeki en büyük engeldir. Şu ana kadar da hükümetin iç gerilimi ve kutuplaşmayı sakinleştirebildiğine ilişkin ortada hiçbir emare yoktur. Önümüzdeki seçimlere giderken gerilim ve kutuplaşmanın derinleştiği gözlenmektedir.

Ekonomik olarak da, dışpolitika bakımından da ülkemizi zor bir dönem bekliyor. Bu çetin evreye ülkemizin yüksek siyasetin ufku ve düşünceleriyle girdiğini söyleyemeyeceğiz. Toplumsal huzur, sükunet, gelecek umudu, güven, barış, refah ve mutluluk temin edecek siyasi kılavuzluğa her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. 2011`deki genel seçimlerin bu acil duruma derman olacak bir Meclis tablosu oluşturmasını umuyoruz.

{\rtf1\ansi\ansicpg1252 {\fonttbl\f0\fnil\fcharset0 ArialMT;} {\colortbl;\red255\green255\blue255;\red51\green51\blue51;\red255\green255\blue255;} \deftab720 \pard\pardeftab720\sl360\partightenfactor0 \f0\fs26 \cf2 \cb3 \expnd0\expndtw0\kerning0 \outl0\strokewidth0 \strokec2 }