some_text

İstanbul’un trafiği çöktü

13 June 2010 -

Hükümet-Belediye işbirliğinin “İstanbul Marifeti”!

“Rantiye Şantiyeleri” İstanbul’u tüketiyor !

İstanbul ve Türkiye ters yönetiliyor!

İstanbul’da Hükümet-Belediye işbirliği ile üretilen arazi kullanım politikaları, şehircilik ilkelerine aykırıdır ve İstanbul’u tüketmeye başlamıştır. İstanbul’un tüm boş alanları hovardaca imara açılmakta ve peşkeş çekilmektedir. “Rantiye Şantiyeleri” trafiği çökertmiştir. Bürokrasi düşman ilan edilerek koordinasyonu ve eşgüdümü bitirilmiştir. Trafik ve asayişin kilitlenmesi gibi; ne yazık ki kültürün, sanatın ve sosyal hayatın da kilitlenmesi yakındır.

İstanbul “7 Kocalı Hürmüz”e çevrildi!

Bir yandan TOKİ, TCDD, Bayındırlık Bakanlığı, Turizm Bakanlığı; diğer yandan belediyeler…gibi bir çok kuruluşa plan yapma yetkisi verilerek İstanbul “7 kocalı Hürmüz”e çevrilmiştir. İstanbul’un plan bütünlüğü tamamen bozulmuş, her önüne gelen nerede boş alan varsa inşaata başlamıştır. Kentteki bütün boş alanlar yapılaşmaya açılmış, bu yetmiyormuş gibi, Belediye Meclisi imarlı yerlere yeni ve ilave yapılaşma hakkı vermektedir.
Tüm bunların sonucu olarak İstanbul’un geldiği durum, çok yazık ki budur.
Bugünkü manzaraya rağmen yüksek yoğunluklu yapılaşmada ısrar edilmesi nedendir? Levent-Maslak Bölgesine yapılması planlanan dev kuleler sayesinde ise, İstanbul’un problemleri katlanarak büyüyecektir. Karayolu ulaşım sistemlerinin çökmesi gibi şehircilik, estetik, ve altyapı sistemleri de çökecektir.

Nerede ise tamamına yakınını bitirdiğimiz altyapı problemleri yeniden ortaya çıkmaya başlamıştır. Su, atık su, doğal gaz, yağmur suyu sistemlerini yenilemek gerekecektir. İstanbul’da yıllarca sürecek bir kaz boz süreci yeniden başlamıştır. Bu durum, şehir halkına da 20-25 milyar dolar civarında yeni bir yük getirecektir.

İstanbul’da (Bugünkü nüfusuyla) araç sayısı zaten artmaktadır. Yeni yapılaşmalar ve göçle gelen nüfus artışı hızlı araç artışını oluştururken, şehrin en kritik geçiş noktalarına ve kavşaklarına dikilecek dev gökdelenler İstanbul trafiğini tümüyle içinden çıkılmaz hale getirecektir. Böyle giderse, İstanbul trafiği çözülmek bir tarafa, artarak kronikleşecektir.

Lütfen Dikkat !..

Cazibe merkezi haline getirdiğimiz İstanbul, işte bugünkü durumuyla yeniden sorunlar yumağı haline gelmiştir. 1998’de İstanbul’da kişi başına düşen ortalama seyahat süresi 59 dakika iken, 2004’te 35 dakikaya indirmiştik. Hedefimiz 20 dakika idi…Neden kamu yönetimindeki devamlılık ilkesi göz ardı edilmektedir?..

İstanbul halkının ömrü yolda geçmeye başlamıştır bile. Bunun bedeli ise; ekonominin yavaşlaması, üretimin düşmesi ile insan ve kamu sağlığı kaybı olarak ödenecektir.

Bezginlik, yorgunluk ve arkasından İstanbul nefreti gelmeye başlamıştır. İstanbul yeniden problemlerle anılır hale gelmiş, yaşama standardı düşmeye başlamıştır.

Yapmayın yazıktır!

Seyrantepe ve Maslak bölgesindeki yoğun yapılaşma nedeniyle; yukarıda ifade ettiğimiz genel artış da göz önüne alındığında Haliç, Karaköy ve Taksim’den başlayarak, 1 ve 2. köprülere hatta Maslak ve İstinye’ye kadar yaşanan trafik yoğunluğu daha da artacaktır. Artık geri dönülmeyecek bu problemi çözmek de yakında imkansız hale gelecektir.

Çözüm mümkündür.

İstanbul’da entegre ve etkin yönetim anlayışı derhal devreye girmelidir.

Çözüm:1999’da yürürlüğe koyduğumuz, ulaşım master planının kesintisiz uygulanması, yerleşim ve nüfus öngörülerinin korunmasıdır. Asıl hedef ulaşımda entegrasyon ve toplu taşıma olmalıdır. Toplu taşıma ise; raylı sistem ekseni üzerinde deniz ve kara ulaşımıdır.

Raylı sistemlerin İstanbul’daki ulaşım içindeki payının 40’a, denizin ise 10’a çıkarılmasıdır.
Yoğunluk artıran, yeni yapılaşma getiren bütün planlar derhal iptal edilmelidir.

Diğer yandan; İstanbul’da had safhaya ulaşan güvenlik problemi, insanları toplu taşıma yerine bireysel taşımaya yöneltmektedir. Problem problemi tetikler hale gelmektedir.

İstanbul’da hedef; nüfus ve yapılaşma artışı değil, hayat standardının yükseltilmesi olmalıdır. İstanbul’u insan deposu görme anlayışı yerine, uygarlık misyonu yüklenmelidir.

Uzun soluklu bir bakış açısı ve eylem planı olarak hazırlamış olduğumuz ‘2023 İstanbul Vizyonu’ çizgisi takip edilerek; sorunlarla boğuşan değil, dünya ile yarışan bir İstanbul hazırlarız. Aksi halde, bugün çözüm gibi görünen hamleler, ayağımıza daha çok dolanmaya başlayacaktır.

Esas olan İstanbul’a bütüncül bakabilmemizdir. Problem ortaya çıkmadan önleme becerisini ve refleksini gösterebilmektir.

{\rtf1\ansi\ansicpg1252 {\fonttbl\f0\fnil\fcharset0 ArialMT;} {\colortbl;\red255\green255\blue255;\red51\green51\blue51;\red255\green255\blue255;} \deftab720 \pard\pardeftab720\sl360\partightenfactor0 \f0\fs26 \cf2 \cb3 \expnd0\expndtw0\kerning0 \outl0\strokewidth0 \strokec2 }